Menisküs, kaval kemiÄŸi ile uyluk kemiÄŸi arasında yer alan, ÅŸokları emerek amortisör görevi gören ve kemiklerin aşınması ile yıpranmasını önleyen C ÅŸeklinde sert, lastiksi bir kıkırdak parçasıdır. Diz eklemi 3 kemikten oluÅŸur, bunlar uyluk (femur), bacak (tibia) kemiÄŸi ve önde diz kapağı (patella) kemiÄŸidir. Eklem yüzleri birbirlerine çok uygun olmadığı için diz eklemi; eklem baÄŸları(ligamentler) ve kıkırdak yapıdaki menisküslerle güçlendirilmiÅŸtir.
Her dizde iç ve dış olmak üzere iki adet menisküs bulunmaktadır. "C" ÅŸeklindeki menisküsler kompresyona direnç gösterecek biçimde yoÄŸun sıkı örgü ÅŸeklinde kolajen lifleri bulunan elastikiyeti olan yapılardır. Diz yastıkları ve eklemi arasında amortisör görevini gören menisküsler; yükün daha geniÅŸ bir alana dağılmasını ve eklem kıkırdaklarının yüksek basınçtan korunmasını saÄŸlar.
Menisküs yırtıkları her yaÅŸ grubunda görülebilir. Travmaya veya dejenerasyona baÄŸlı olarak yırtılırlar. Travmatik yırtıklar, en çok 10-45 yaÅŸ arası aktif kiÅŸilerde görülür. Futbol gibi temas gerektiren sporlarda olduÄŸu kadar voleybol ve basketbol gibi zıplama ve manevra gerektiren sporlarda da yırtılabilir ve bu nedenle “sporcu hastalığı” olarak da adlandırılır. Dejeneratif yırtıklar, en çok 40 yaşından büyüklerde görülür ve yaÅŸlanma sürecinin bir parçası olarak menisküslerin saÄŸlamlık ve esnekliÄŸinin azalması sonucu oluÅŸurlar. İleri yaÅŸtaki bireylerde merdiven çıkma, çömelme veya halıya takılma gibi basit bir olay sonucu bile yırtılabilirler.
Genelde çarpma, düÅŸme gibi durumlardan ötürü zarar gören ve yaygın olarak genç sporcularda görülen menisküs, nadiren de olsa yaÅŸlı hastalarda kireçlenmeye baÄŸlı yırtık olarak kendini göstermektedir. Bunların haricinde; ağır yük taşıyanlar, yoÄŸun olarak çalışan ev hanımları ve sürekli ayakta duranlar da menisküs yırtılması ile karşılaÅŸabilir. Genellikle vücut ağırlığının tek bir tarafa verilmesiyle ortaya çıkan menisküs yaralanmaları; bazen diz çökme, çömelme, ağır yük kaldırma gibi eylemlerden dolayı da meydana gelebilir.
Menisküs yapısında oluÅŸan yırtık ve yaralanmalar üç ayrı baÅŸlık olarak incelenmektedir. Bunları ÅŸu ÅŸekilde sıralayabiliriz:
Direkt Yaralanmalar: Dize doÄŸrudan gelen darbeler sonucu ortaya çıkan yaralanmalardır. Özellikle de dizin üzerine düÅŸme, trafik kazaları ve diz bölgesine gelen tekmeler gibi durumlar, bu yaralanmalara sebebiyet vermektedir.
İndirekt Yaralanmalar: Gövdenin diz üzerinde dönmesi hasebiyle ortaya çıkan yaralanmalardır. Bu tip yaralanmaların en yaygın sebebi, ayak yerde sabit haldeyken vücudun diz üzerinde dönmesidir. Genellikle futbol maçında yaÅŸanan sakatlıklara baÄŸlı olarak geliÅŸen yırtıklar bu gruba dâhil olmakla beraber, denge kaybı ve ayağın takılması sonucu vücudun diz üzerinde kontrolsüz bir biçimde dönmesi de bu yaralanmalara yol açabilmektedir.
Dejeneratif Yaralanmalar: YaÅŸlılığa baÄŸlı olarak vücutta meydana gelen deformasyonların yol açtığı yaralanmaları kapsar. Bilhassa yaÅŸlıları etkileyen yaralanma tipinde, dize gelen hafif bir darbe dahi menisküs yırtılmasıyla sonuçlanabilmektedir.
Diz aÄŸrısı yaÅŸayan her hastanın durumu menisküs yırtığı bakımından deÄŸerlendirilebilir. Bu noktada hastanın geçmiÅŸ öyküsü ve yapılacak diz muayenesi, menisküs yırtığının diÄŸer diz rahatsızlıklarından ayırt edilmesine olanak saÄŸlar.
Manyetik Rezonans Görüntüleme(MRG) ve Diz röntgeni, tetkik araçları arasında en sık kullanılan iki yöntemdir. Diz röntgeni ile dizdeki kireçlenme ve buna baÄŸlı olarak geliÅŸen durumlar deÄŸerlendirilirken, Manyetik Rezonans Görüntüleme(MRG) ise menisküsün görüntülenebilmesi açısından son derece önemlidir.
Menisküs tedavisinde söz konusu yaralanma ve yırtıkların büyüklüÄŸü, uygulanacak yöntem konusunda belirleyicidir. Akut durumlarda menisküs olan yere buz kompres yapmak, dizi vücuttan daha yüksek bir konumda tutmak ve akabinde yeterince istirahat etmek son derece önemlidir. Diz bölgesinde yaÅŸanan aÄŸrı ve takılmalar, ne yazık ki gündelik hayat aktivitelerinin icra edilmesini oldukça güç hale getirmektedir. Bu yüzden söz konusu ÅŸikâyetler gündelik hayatı etkileyecek seviyeye geldiyse, daha fazla vakit kaybetmeden mutlaka bir uzmana baÅŸvurulması gerekmektedir. Zira bu aÅŸamada mümkün olduÄŸunca çabuk tanı konulmalı ve akabinde gerekli tedaviye baÅŸlanmalıdır. Menisküs yırtıkları tedavi edilmediÄŸi takdirde, eklemler ve kemiklerde aşınmaya yol açarak ‘’gonartroz’’ adı verilen diz kireçlenmesine davetiye çıkarır.
Tam (komplet) olmayan Menisküs yırtıklarında konservatif tedavi olarak fizik tedavi yöntemlerinden faydalanılmaktadır. Bu hastaların tedavisindeki amaç; aÄŸrı, ÅŸiÅŸlik ve eklem kısıtlılıkları gibi ÅŸikayetlerin giderilmesi ve diz çevresindeki kasları kuvvetlendirerek hastanın cerrahiye gitmesini engellemektir.
Fizyoterapi; ödem kontrolünde, kas atrofisinin önlenmesinde, aÄŸrı kontrolünde,kas kuvvetinin arttırılmasında ve hastanın normal günlük yaÅŸam aktivitelerine dönmesinde önemli bir rol oynar.
İleri düzey Menisküs yırtıkları günümüzde cerrahi ile tedavi edilmektedir. Menisküs yırtığına baÄŸlı olarak ameliyat iki ÅŸekilde yapılmaktadır. Yırtığın yerine ve durumuna göre ya Menisküs tamiri ya da menisektomi (Menisküsün çıkarılması) ÅŸeklinde ameliyat uygulanır.
Ameliyat sonrasında ise fizyoterapinin rolü büyüktür. Yapılan ameliyatın ÅŸekline göre fizik tedavi süresi de 2 hafta ile 6 hafta arasında deÄŸiÅŸmektedir. Cerrahi sonrası fizik tedavide temel amaç; aÄŸrı ve enflamasyonun azaltılması, kas kuvvetinin ve endurasının arttırılması, eklem kıkırdağı Menisküs olmadan iÅŸlevini sürdürmeye uyum saÄŸlamak zorunda olduÄŸu için eklemin iÅŸlevini yeniden kazanmasına yardımcı olmaktır.
Bu amaçla fizik tedavi modalitelerinden ve uygun egzersiz programlarından yararlanılmaktadır. Yapılacak olan egzersizler ameliyat sonrasında dönemde kademeli olarak belirlendiÄŸinden ve hastanın durumuna göre planlandığından egzersizler bilinçsiz olarak uygulanmamalıdır.
HAZIRLAYAZ:Fzt.Saliha KURT